Âşık Gülabi Kimdir? Madımak'a Ağıt Yakan Ozan
Bir ozanın adı çoğu zaman yaktığı bir türküyle anılır. Âşık Gülabi’nin adı ise iki ayrı yerde birden geçer: Selda Bağcan’ın sesiyle milyonlara ulaşan bir türküde ve 1993’te Sivas’ta yitirilen canların anısına yaptığı bir çalışmada. Hakkında bilinenleri ve kaynakların çeliştiği yerleri ayırarak anlatalım.
Âşık Gülabi kimdir?
Âşık Gülabi, asıl adıyla Gülabi Gültekin, 1 Ocak 1950’de Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Çayan köyünde doğdu. Alevi halk ozanıdır ve uzun yıllardır İstanbul’da yaşamaktadır. Şiirlerini 8’li ve 11’li hece ölçüsüyle, dörtlük nazım birimiyle, ağırlıklı olarak koşma biçiminde yazdı. Bu ölçüler, Anadolu’daki deyiş ve âşıklık geleneğinin yüzyıllardır süren temel biçimidir.
Sazla nasıl tanıştı?
Gülabi, sazı köy odalarında tanıdı. Köy odalarında saz çalan gezgin ozanları dinleyerek saza başladı. Bu, âşıklık geleneğinin klasik yoludur: türküyü dinleye dinleye, ustaların meclisinde öğrenmek. Türkünün mekânı, yani nerede söylendiği, ozanın nasıl yetiştiğini de belirler. Gülabi’nin okulu da köy odasıydı.
Dön Gel Birtanem
Âşık Gülabi’nin en geniş kitleye ulaşan eseri, Selda Bağcan’ın seslendirdiği “Dön Gel Birtanem”dir. Türkünün yaratıcısı Gülabi’dir. Selda Bağcan’ın yorumu türküyü ozanın köyünün çok ötesine taşıdı ve bu, bir ozanın eserinin bir başka büyük sesle nasıl kalıcılaştığının iyi bir örneğidir.
Gülabi, 1965 ile 1985 arasında çok sayıda 45’lik plak çıkardı. Sonraki yıllarda üretimini kaset ve CD üzerinden sürdürdü. Bu üretim çizgisi, onu aynı kaset çağının siyasi ve toplumsal duyarlı ozanlarıyla, örneğin Âşık Mahzuni Şerif’le aynı kuşağa yerleştirir. Albümleri arasında Kızılbaş Ne Demek?, Orijinal Kızıldere, Yılmaz Güney’e Selam, Gelin Canlar Bir Olalım ve Dergâh serisi yer alır.
Madımak için yakılan ağıt
2 Temmuz 1993’te, Sivas’ta Pir Sultan Abdal Kültür Şenlikleri sürerken, Madımak Oteli’nde çok sayıda can yitirildi. Âşık Gülabi, aynı yıl bu canların anısına Sivas-Madımak adlı bir çalışma yaptı.
Bu ağıdın bağlamı önemlidir. Madımak, adını Pir Sultan Abdal’dan alan bir şenlik sırasında yaşandı. Yani Pir Sultan’ın Sivas’la, idamla ve inanç uğruna can vermeyle örülü hikayesi, yüzyıllar sonra aynı şehirde yeni bir yasla buluştu. Bir ozanın böyle bir olayın ardından ağıt yakması, ağıdın Anadolu’daki en eski işlevine, yitirileni sözle anmaya bağlanır.
Rivayet mi, belge mi?
Âşık Gülabi hakkında kaynakların çeliştiği birkaç nokta var. Bunları tek bir rakama indirmek yerine olduğu gibi göstermek gerekir.
Saza başlama yaşı kaynaklarda ayrışıyor. Bir kaynak 7-8 yaşını, bir diğeri 14’ü, bir başkası 15’i veriyor. İlk plağın hangisi olduğu da netleşmiş değil: bir kaynak 1967’de “Sefil Baykuş”u ilk plak sayarken, bir başkası 1968’de “Bir Sahnede Seyran Edip Gezerken”i işaret ediyor.
“Gülabi” adının kaynağı da tartışmalıdır. Bir kaynak bunun doğumdaki adı, yani Gülabi Gültekin olduğunu söylüyor. Başka kaynaklar ise “Gülabi”nin 1960’larda alınmış bir mahlas olduğunu belirtiyor. Bu ayrım şimdilik çözülmüş değildir. Ozanı dürüst anlatan bir metin, bu belirsizliği gizlemek yerine olduğu gibi bırakır.