Burçak Tarlası Türküsünün Hikayesi ve Anlamı
“Sabahtan kalktım ki ezan sesi var.” Burçak Tarlası’nı çoğu kişi neşeli, oynak bir ezgi diye dinler. Oysa sözlerin altında bir kadının yorgunluğu, yabancılığı ve isyanı yatar. Türkünün en çarpıcı yanı da budur: hareketli bir hava, acı bir söz.
“Burçak Tarlası gerçek mi, kime ait?” sorusuna geçmeden, türkünün ne anlattığını ve neyin belge neyin rivayet olduğunu ayıralım.
Burçak Tarlası türküsü neyi anlatıyor?
Türkü, kocasının köyüne gelin giden bir kadının ağır tarla işine isyanını anlatır. Burçak, hayvan yemi olarak ekilen, elle yolması zahmetli bir bitkidir. Anlatının merkezindeki gelin, alışık olmadığı bu işin içine birden düşer ve çektiği sıkıntıyı türküye döker.
Sözlerdeki “Aman da kızlar ne zor imiş burçak yolması, burçak tarlasında gelin olması” dizesi, bütün türkünün özetidir. Bu yönüyle Burçak Tarlası bir aşk türküsü değil, bir emek ve yabancılık türküsüdür. Ezgisinin oynaklığı, sözlerin acısını gizleyen bir örtü gibidir.
Burçak Tarlası gerçek bir hikaye mi?
Türkünün taşıdığı zorluk gerçektir, ama tek bir belgelenmiş olaya indirgenemez, ve anlatılar burada birbirinden ayrılır.
En yaygın rivayete göre, İstanbul’dan varlıklı bir ailenin kızı, askerliğini İstanbul’da yapan Anadolulu bir gence gönlünü kaptırır ve onunla köyüne gelin gider. Genç, sevdiğini kaybetmemek için durumunu olduğundan parlak göstermiştir. Gelin, köye vardığında gerçekle yüzleşir ve daha ilk sabah burçak tarlasına gönderilir. Kahramanın adı ve memleketi aktarımdan aktarıma değişir; kimi anlatı damadı Tokatlı bir delikanlı olarak anar.
Bu sahnelerin tek bir kişinin başına gelip gelmediği belgeyle sabit değildir. Değişmeyen, anlatının özüdür: uzaktan gelin gelen bir kadının, hiç bilmediği bir hayatla karşılaşması. Bu, Gesi Bağları’nda gördüğümüz gelin-hasreti örüntüsünün bir kardeşidir.
Burçak Tarlası nereli, kime ait?
Türkü anonimdir; tek bir ozana bağlanamaz. TRT repertuvarına 1941 yılında Muzaffer Sarısözen’in derlemesiyle, 791 numarayla girmiştir. Arşivdeki yöre bilgisinde Tokat, ek olarak Sivas geçer. Hikayenin en çok anlatıldığı yer ise Tokat’ın Niksar ilçesidir; bunun yanında Yozgat ve Konya varyantları da bulunur.
Türkünün bir kişiye atfedildiği de olur. Kimi kaynak onu, “Hey Onbeşli”nin de yakıcısı sayılan Adanalı İboş Ağa’ya bağlar. Ancak bu, belgeyle desteklenen bir bilgi değil, dolaşımda olan bir söylentidir; türkünün derleme kaydı onu anonim sayar. Burçak Tarlası’nın bilinirliğini artıran bir kilometre taşı da, Tülay German’ın 1964’teki farklı yorumudur; bu yorum, Türk pop müziğinin başlangıç işaretlerinden biri olarak anılır.
Sözler ne anlatıyor?
Sözler büyük laflar etmez, bir günün yorgunluğunu anlatır. Sabah ezanıyla başlayan iş, tarlada geçen saatler, dikenli burçağı elle yolmanın acısı. Türkünün kahramanı kendi derdini değil, bütün bir kadın emeğini anlatır gibidir.
İşte bu yüzden Burçak Tarlası, kendi yöresinin sınırlarını çoktan aşmıştır. Tarlada çalışan herkes, kendi yorgunluğunu onun bir dizesinde bulabilir. Türkünün düğünde de tarlada da, şehirde de köyde de söylenebilmesi, onu bunca yıl diri tutan şeydir.
Rivayet ve belge: ne biliyoruz, ne bilmiyoruz
Belgeyle bildiklerimiz: Burçak Tarlası anonim bir türküdür. 1941’de Muzaffer Sarısözen tarafından derlenmiş, TRT repertuvarına 791 numarayla girmiştir. Arşiv yöre bilgisi Tokat’ı, ek olarak Sivas’ı gösterir. Tülay German’ın 1964 tarihli yorumu da kayıtlıdır.
Rivayet düzeyinde kalanlar: Gelinin kim olduğu, nereden geldiği, damadın adı ve türkünün İboş Ağa’ya ait olduğu iddiası. Bunlar sözlü gelenekte yaşar, belgeyle sabit değildir.
Belgenin sustuğu yer: Türküyü ilk yakan kişi ve ilk an. Böyle bir kişi olsa bile adı kayıtlı değildir. Burçak Tarlası’nı bir tek gelinin değil, tarlada beli bükülen sayısız kadının ortak emeği yazmıştır. Onu kalıcı kılan da, anlattığı yorgunluğun hiç eskimemesidir.
—Hakan, SazName.com Kurucusu